Fransız Devrimi Modern Kimyanın Babasını Nasıl Giyotine Götürdü?

Kimyager ve fizikçi Antoine Laurent Lavoisier 18. yüzyılın en önemli bilim insanlarından biriydi. Kısa yaşamı süresince kütlenin korunumu yasasını ortaya koydu, metrik sistemi geliştirdi, oksijen ve hidrojene isimlerini verdi ve yazdığı kitapla modern kimya biliminin temellerini attı.

Parlak bir Parisli genç

Zengin bir ailenin çocuğu olarak Paris’te doğan Lavoisier, Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim gördü. Hukuk bölümünde okumasına rağmen babasının isteğine karşı gelerek hukuku bıraktı ve kimya alanına yoğunlaştı. Aynı zamanda kral adına gümrük vergileri toplayan özel bir firmaya girdi ve ülkenin önde gelen vergi tahsildarlarından birinin 13 yaşındaki kızı ile evlendi.

1775 yılında o dönemde Fransa için çok önemli olan Kraliyet Barut ve Güherçile Yönetimi’ne alındı. Görevlerinden biri de Fransa’nın Amerikan Devrimi’ne kolonilerin safında katılmasının ardından Benjamin Franklin ile birlikte kolonilere güherçile (barutun temel bileşeni, potasyum nitrat) sevkini idare etmekti.

Buluş üstüne buluş

Lavoisier’in zamanında simya ilimi Avrupa’da halen geçerliydi ve antik devirden kalan 4 element (hava, su, ateş, toprak) öğretisi kullanılmaya devam ediyordu. Lavoisier suyun bir element olmadığını, hidrojen ve oksijenden oluştuğunu kanıtladı.

Kobaylarla yaptığı çalışmalarda termometre ve terazi kullanarak vücuttan ısı kaybını, oksijen tüketimini ve solunumla atılan karbondioksit miktarını ölçmeyi başardı.

1779 yılında daha önce Joseph Priestley tarafından keşfedilen oksijene, 1783 yılında ise hidrojene günümüzde bilinen isimlerini verdi. Bu isimleri eski Yunancada asit biçimlendirici ve su biçimlendirici anlamına gelen terimleri kullanarak türetti. (Oksi asit, hidro su anlamına gelmektedir)

Fransız Devrimi’nin gerçekleştiği 1789 yılında Traité Élémentaire de Chimie (Yeni Başlayanlar İçin Kimya) adlı yapıtını yayımladı. Bu kitabın kimya alanındaki önemi Newton’un fizik alanında yazdığı Principia adlı eserle eşdeğerdir. Erken dönem kimya buluşlarını anlatan kitap, kütle korunum yasasını da açıklıyordu. Bu yasayla ilgili olarak Lavoisier şöyle diyordu:

“Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var edilmediği, tüm deneysel dönüşümlerde maddenin miktar olarak aynı kaldığı, elementlerin tüm bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz bir aksiyom olarak ortaya sürebiliriz.”

Biz bu ifadeyi günümüzde fizik derslerinde şöyle görüyoruz:

“Hiçbir şey yoktan var olmaz, hiçbir şey vardan yok olmaz, her şey şekil değiştirir.”

Lavoisier’in deneylerinde, özellikle ölçme işleminde gösterdiği olağanüstü duyarlılık, kendisini izleyen yeni kuşak araştırmacılar için standartları belirleyen bir örnek oluşturdu. Modern kimya dili; mantıksal düzen ve kuramsal açıklama yönlerinden bilimsel kimliğini Lavoisier'e borçludur.

Kimyacının idamı

1793 yılında Devrim olanca hızıyla sürerken Kral 16. Louis’in idamının ardından kraliyet döneminde krala olan hizmetleri nedeniyle Lavoisier gözden düştü. Bilimsel saygınlığı sayesinde Devrim’in erken dönem yargılamalarından kurtulsa da 1794'te solunum üzerine deneylerini yapmakta olduğu bir sırada Devrim Mahkemesi’ne çağrıldı. Kendisine yöneltilen iki suçlama vardı:

Devrim karşıtı olan aristokratlar ile ilişki kurmak ve vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin küçük bir bölümünü laboratuvar deneyleri için harcamıştı).

Lavoisier'yi kurtarmak için mahkemeye başvuran dostları mahkeme tarafından tanık olarak dahi dinlenilmedi. Başvuruyu yapan zamanın seçkin bilim insanlarına karşı yargıç Jean-Baptiste Coffinhal'ın verdiği yanıt kesin ve çarpıcıydı: "Cumhuriyet'in bilginlere ve kimyacılara ihtiyacı yoktur! Adaletin seyri ertelenemez."

8 Mayıs 1794 tarihinde, 1 günlük yargılamanın ardından, henüz 51 yaşında iken "devrim" adına kafası giyotinle kesildi.

Lavoisier, boynunun vurulmasını beklerken hücresinde kitap okuyordu. Cellat onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde, Lavoisier okumakta olduğu kitabın arasına bir kitap ayracı koydu.

Popüler kültürde Lavoisier

Lavoisier’in idamı Fransız popüler kültüründe ve kolektif hafızada günümüze kadar etkisini sürdürdü. O kadar ki, idama dair türlü hikâyeler uyduruldu ve bunlar zamanla efsaneleşti. Bunlardan en ünlüsüne göre, Lavoisier idamından önce matematikçi dostu Lagrange'ı yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bilin ki, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam ediyor."

Lavoisier'nin kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı!

Onu idama mahkûm eden yargıç Jean-Baptiste Coffinhal, terör dönemini takip eden Thermidor döneminde tutuklandı ve 6 Ağustos 1794 tarihinde giyotinle idam edildi.

Lavoisier ölümünden 1,5 yıl sonra hükümet tarafından temize çıkarıldı ve itibarı iade edildi. Kalan eşyaları dul eşine teslim edildi ve eşinden özür dilendi.

İdamından yüz yıl sonra Paris'te heykeli dikildi…